Fatır Suresi nedir? Fatır suresi nasıl okunur? Fatır suresi dinle. Fatır
suresinin faziletleri nelerdir? Fatır suresi hakkında bilgi.
Fatır Suresi nedir? Fatır suresi nasıl okunur? Fatır
suresi dinle. Fatır suresinin faziletleri nelerdir? Fatır suresi
hakkında bilgi. Sizler için Fatır suresine dair merak edilenleri
araştırdık. İşte detaylar...
Kur’an-ı Kerîm, Allah’ın
insanlara indirdiği son Mukaddes Kitaptır. Kuranı kerimin önemli
surelerinden olan Fatir süresinin fazileti ve sırları kendisinde saklı
olduğu gibi okunduğunda kişiye manevi armağanlarda verildiğini
unutmayalım. Kur’ân, insanların ruhlarını terbiye etmek, kalplerini
imanla, akıllarını ilim ve irfanla kemale erdirmek, onlara hakiki hikmet
dersini vermek, beşeriyeti hatalı yollardan çevirmek ve hidayet yolunu
göstermek üzere inzal olmuştur. Onun için ilk olarak kişi Fatır Suresini
okuduğu zaman maksat, öncelikle onun emir ve nehiylerine uymaktır.
Fakat sadece okumanın da sevabı ve mükâfatı vardır. Kur’an kendisiyle
amel edenlere ve inanarak ibadet kastıyla okuyanlara kıyamet gününde
şefaatçi olacaktır..
Kur’ân-ı kerîmin birinci sûresi.
Fâtiha sûresi Mekke’de nâzil oldu (indi). Yedi âyet-i kerîmedir.
Kur’ân-ı kerîmin başında olup, okumaya onunla başlandığı için Fâtiha,
Kur’ân-ı kerîmdeki mânâların asl olduğundan, Ümmü’l-Kur’ân, hadîs-i
şerîfte şifâ olduğu bildirildiğinden Sûretü’ş-Ş âfiye veya Sûretü’ş-Şifâ
denilmiştir. Diğer isimleri; el-Esâs, el-Vâfiye, el-Kâfiye,
es-Seb-ül-mesânî ve el-Kenz’dir. Sûre, Allahü teâlâya hamd ü senâyı
(övgü ve şükrü), O’nun sıfatlarını ve mühim bir duâyı içerisinde
bulundurmaktadır. (Senâullah Dehlevî, Taberî)
FATIR SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR?
“Kötü
ameli kendisine şirin gösterilip…” ayetinin (8. ayet) nüzul sebebi ile
ilgili olarak Cüveybir, Dahhak’tan, o da İbni Abbas’tan naklediyor:
“Kötü ameli kendisine şirin gösterilip de onu güzel gören kimse” ayeti,
Peygamberimiz (s.a.): “Allahım! Dinini Ömer b. Hattab veya Ebû Cehil
b. Hişam ile güçlendir.” diye dua ettiği zaman nazil oldu. Allah Ömer’e
hidayeti nasip etti. Ebu Cehil’i saptırdı. 8. ayet bu ikisi hakkında
nazil oldu. [Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları:
11/519.]
“Allah’ın Kitab’ını okuyanlar…” ayetinin nüzul sebebi
ile ilgili olarak Abdülgani b. Said es-Sekafî Tefsir ‘inde İbni
Abbas’dan naklettiğine göre “Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı
dosdoğru kılanlar…” mealindeki 29. ayet Husayn b. Haris b. Abdulmuttalib
b. Abdi Menaf el-Kuraşî hakkında nazil olmuştur. [Vehbe Zuhayli,
et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 11/547.]
“O bizi
lütfuyla içinde ebedî kalacağımız cennete yerleştirdi.” ayetinin (35.
ayet) nüzul sebebi ile ilgili olarak Beyhakî ve İbni Ebî Hatim’in
Abdullah b. Ebî Evfâ’dan naklettiklerine göre: Bir zat Peygamberimize:
–
Uyku dünyada Allah’ın gözlerimizi aydın kılmak (istirahat etmek) için
verdiği şeylerden biridir. Peki, cennette uyku var mıdır? diye sordu.
Peygamberimiz (s.a.):
– Hayır, uyku ölümün ortağıdır. Cennette uyku yoktur, diye cevap verdi. Bunun üzerine o zat:
– Peki, onların istirahatleri nedir? diye sordu. Rasulullah (s.a.) bu soruyu önemsedi ve:
–
Orada yorgunluk yoktur. Bütün durumları rahatlıktır, buyurdu. Bundan
sonra da: “Orada ne bir yorgunluk hissedeceğiz, ne de bize bir bıkkınlık
gelecektir.” mealindeki 35. ayeti okudu. [Vehbe Zuhayli,
et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları: 11/552.]
“Kâfirler
kendilerine bir uyarıcı gelirse…” ayetinin (42. ayet) nüzul sebebi ile
ilgili olarak İbni Ebî Hatim, İbni Ebî Hilâlden naklediyor: Kureyşliler,
“Allah bizim içimizden bir peygamber gönderseydi, geçmiş ümmetlerden
hiçbiri, yaratıcısına karşı bizden daha itaatkâr, peygamberinin sözüne
bizden daha çok bağlı, kitabına bizden daha çok sarılmış olmazdı.”
dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak şu ayetleri indirdi: “Kâfirler
kendilerine peygamber gönderilmeden önce şöyle diyorlardı: Eğer
elimizde geçmiş kavimlere indirilen kitaplardan biri olsaydı, şüphesiz
Allah’ın ihlâslı kullarından olurduk.” (Saffat, 27/167-168); “Eğer bize
kitap indirilseydi, biz onlardan daha doğru yolda olurduk, demeyesiniz.”
(En’am, 6/157); “Müşrikler, kendilerine bir uyarıcı gelirse, ümmetler
içinde en doğru yolu tutacaklardan biri olacaklarına dair en büyük
yeminleriyle yemin ettiler.” (Fatır, 35/42). Yahudiler Hristiyanlarla
görüşüp bu konuyu açıyorlar ve biz çıkacak bir peygamberi bekliyoruz,
diyorlardı. [Vehbe Zuhayli, et-Tefsirü’l-Münir, Risale Yayınları:
11/569.]
FATİR SÛRESİ’NİN FAZİLETİ VE YARARLARI
Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki:
“Fâtır sûresini okumayı âdet haline getiren kimse, cennete dilediği kapısından girmeye hak kazanır.”
Yatağına
uzandığında Fâtiha ve İhlâs sûrelerini okuduğun zaman, ölüm dışında
kalan her şeyden emîn olursun. (Hadîs-i şerîf-Mecma-uz-Zevâid)
Kim
Fâtiha’yı ve İhlâs sûresini okursa, sanki o kişi Kur’ân-ı kerîmin üçte
birini okumuş (gibi sevâb sâhibi) olur. (Hadîs-i
şerîf-Metâlib-ül-Aliyye)
Fâtiha (sûresi) her hastalığın şifâsıdır. (Hadîs-i şerîf-Dârimî)
Yedi
defâ Fâtiha sûresi okuyup dert ve ağrı olan uzva üflenirse, şifâ hâsıl
olur. Âyet-i kerîmenin ve duânın tesir etmesi için okuyanın ve okutanın,
ehl-i sünnet îtikâdında olması, haram işlemekten, kul hakkından
sakınması, haram yiyip içmemesi ve ka rşılık olarak ücret istememesi
şarttır. (Ebü’l-Hasen-i Şâzilî)
Mecmau’l-Beyan tefsirinde
Allah Resulü’nden (s.a.a) şöyle bir hadis-i şerif nakledilmiştir: Her
kim Fatır suresini okursa, kıyamet gününde cennet kapılarından üç kapı
yüzüne açılır ve istediği kapıdan cennete girer. [Tabersi,
Mecmau’l-Beyan, c 8, s 624.]
Nuru’s-Sakaleyn tefsirinde İmam
Sadık’tan (a.s) şöyle bir rivayet nakledilmiştir: Her kim Sebe ve Fatır
surelerini gece okursa, Allah onu korur ve destekler ve her kim gündüz
okursa ona bir rahatsızlık ulaşmaz ve Allah Teâlâ ona şimdiye dek
kalbinden geçirmediği ve arzu etmediği dünya ve ahret hayrını da
verir. [Arusi, Hüveyzi, Tefsir-i Nuru’s-Sakaleyn, h.k 1415, c 4, s 345.]
* Bu mübarek sureyi okuyan kimse, mahlukat tarafından sevilir.
* Her gün okunursa, şeytan şerrinden korunur, ömrü de bereketli olur.
* Her kim bu sureyi yazıp da binek aracına koyarsa, hırsızlara ve diğer tehlikelere karşı korunur.
* İşlerinde
bolluk ve bereket ve bol kazanç sağlamak isteyen kişi, dört yeni ve
temiz pamuklu kumaş parçasına yazılan Fatır suresinin 29-30. ayetlerini
kendi üzerinde veya iş yerinde bulundurmalıdır.
(Mekke döneminde inmiştir. 45 âyettir.)
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Hamd gökleri
ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanatlı olmak üzere
elçiler yapan Allah'a mahsustur. Yaratmada dilediği kadar fazlalaştırır.
Şüphesiz ki Allah her şeye kâdirdir.
2. Allah'ın insanlar
için açacağı herhangi bir rahmeti tutacak yoktur. O'nun tuttuğunu O'ndan
sonra salıverecek de yoktur. O Azîz'dir, hikmet sahibidir.
3.
Ey insanlar! Allah'ın üzerinizdeki bunca nimetini hatırlayın; Allah'tan
başka size gökten ve yerden rızık verecek bir yaratıcı var mıdır?
O'ndan başka ilâh yoktur. O halde nasıl oluyor da aldatılıp
döndürülüyorsunuz?
4. Resulüm! Eğer seni yalanlıyorlarsa, senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştı. Bütün işler ancak Allah'a döndürülür.
5.
Ey insanlar! Şüphe yok ki, Allah'ın hesap günü hakkındaki vaadi
gerçektir. O halde dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. O çok aldatıcı
şeytan da Allah'ın affına güvendirerek sizi aldatmasın.
6.
Şeytan şüphesiz ki sizin amansız bir düşmanınızdır, siz de onu düşman
tutun. O kendi taraftarlarını çılgın alevli cehennem halkından olmaya
çağırır.
7. O kâfir olanlara, evet onlara çok şiddetli bir
azap vardır. İman edip sâlih ameller işleyenlere de mağfiret ve büyük
bir mükâfat vardır.
8. Kötülükleri kendisine güzel gösterilip
de onu güzel gören kimse (kötülüğü hiç istemeyen kimseye benzer) mi?
Şüphesiz ki Allah dilediğini saptırır, dilediğini de hidayete erdirir. O
halde nefsin onlar hakkında bir takım üzüntülere dalarak yıpranmasın.
Çünkü Allah onların yaptıklarını çok iyi bilendir.
9.
Rüzgârları gönderip de bulutları yürüten Allah'tır. Biz bulutları ölü
bir yere sürüp onunla toprağı ölümünden sonra diriltiriz. İşte ölümden
sonra diriliş de böyledir.
10. Kim izzet ve şeref istiyorsa,
bilsin ki izzet ve şeref bütünüyle Allah'ındır. Güzel söz O'na yükselir,
onu da sâlih amel yükseltir. Kötülüklerle tuzak kuranlara gelince,
onlar için çok şiddetli bir azap vardır ve onların kurdukları tuzaklar
da mutlaka boşa çıkacaktır.
11. Allah sizi topraktan, sonra
nutfeden yarattı. Sonra sizi çift çift yaptı. O'nun bilgisi olmadan
hiçbir dişi hamile kalamaz ve doğuramaz. Ömrü uzayanın ömrünün uzaması,
ömrü kısalanın ömrünün kısalması kitapta (Levh-i mahfuz'da) yazılmıştır.
Şüphesiz ki bu da Allah'a göre çok kolaydır.
12. İki deniz
birbirine eşit olmaz. Şu çok tatlıdır. Susuzluğu keser, içilmesi
kolaydır. Şu da çok tuzludur, acıdır (boğazı yakar). Hepsinden de taze
et (balık) yersiniz. Takmakta olduğunuz süs eşyası çıkarırsınız.
Allah'ın lütfundan nasibinizi arayıp şükretmeniz için gemilerin denizi
yarıp gittiğini görürsün.
13. Allah geceyi gündüzün içine
sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Güneşi ve ay'ı buyruğu altına
almıştır. Her biri belirli bir süreye kadar hareketine devam eder. İşte
bu, Rabbiniz Allah'tır. Hükümranlık O'nundur. O'nu bırakıp da
kendilerine taptıklarınız ise, bir çekirdek kabuğuna bile sahip
değildirler.
14. Onları çağırırsanız, çağrınızı işitmezler.
Faraza işitseler bile size cevap veremezler. Kıyamet gününde de şirk
koşmanızı inkâr ederler. Her şeyden haberdar olan Allah gibi sana hiç
kimse haber veremez.
15. Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise her şeyden müstağnidir, her hamde lâyıktır.
16. Dilerse sizi yok eder ve yepyeni bir nesil getirir.
17. Bu Allah'a göre güç değildir.
18.
Hiçbir günahkâr başkasının günah yükünü yüklenemez. Günah yükü ağır
olan bir kimse onu taşımak üzere (birini) çağırsa, yakını dahi olsa,
onun yükünden bir şey yükletilmez. Sen ancak görmediği halde Rabbinden
korkanları ve namazı kılanları uyarırsın. Kim temizlenirse, o ancak
kendi menfaati için temizlenmiş olur. Dönüş Allah'adır.
19. Körle gören bir değildir.
20. Karanlıklarla aydınlık bir değildir.
21. Gölge ile hararet bir değildir.
22. Dirilerle ölüler de bir değildir. Allah dilediği kimseye işittirir. Sen kabirlerde olanlara işittiremezsin.
23. Resulüm! Sen ancak bir uyarıcısın.
24.
Biz seni hak ile müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Geçmiş her
ümmet içinde mutlaka bir uyarıcı peygamber gelip geçmiştir.
25.
Şayet seni yalanlarlarsa, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı.
Peygamberleri onlara açık delillerle, sayfalarla ve nurlu bir kitap ile
gelmişlerdi.
26. Sonra ben o kâfirleri yakaladım. Benim intikamım nasıl oldu?
27.
Görmez misin ki, Allah gökten su indirdi. Biz o su ile renkleri çeşit
çeşit meyveler çıkardık. Dağlardan (geçen) beyaz, kırmızı, çeşit çeşit
renklerde ve simsiyah yollar yaptık.
28. İnsanlardan,
hayvanlardan ve davarlardan da yine böyle türlü renkli olanlar vardır.
Kulları içinde Allah'tan en çok korkanlar âlimlerdir. Şüphesiz ki Allah
Azîz'dir, çok bağışlayıcıdır.
29. Allah'ın kitabını okuyanlar,
namazı kılanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan gizli ve açık
sarfedenler aslâ tükenmeyecek bir kazanç umabilirler.
30.
Çünkü Allah, onların mükâfatını tam öder ve lütfundan onlara fazlasını
da verir. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, şükrün karşılığını bol bol
verendir.
31. Resulüm! Kitap'tan sana vahyettiğimiz, kendinden
öncekileri tasdik edici olarak gelen gerçektir. Şüphesiz ki Allah
kullarından haberdardır, görendir.
32. Sonra biz o Kitab'ı
kullarımızdan beğenip seçtiklerimize miras bıraktık. Onlardan kimi
nefsine zulmedendir. Kimi mutedildir (Orta yoldadır). Onlardan bir kısmı
da Allah'ın izniyle hayır yarışlarında öncü olanlardır. İşte bu, büyük
bir fazl-u keremin tâ kendisidir.
33. Adn cennetleri... Oraya girerler... Orada altın bilezikler ve incilerle süslenirler. Elbiseleri de ipektendir.
34. Derler ki: "Bizden üzüntüyü gideren Allah'a hamdolsun. Rabbimiz bağışlayandır, çok lütufkârdır.
35. Bizi lütfuyla ebedî kalınacak cennete O yerleştirdi. Orada bize hiçbir yorgunluk dokunmaz ve orada bize usanç da gelmez.
36.
İnkâr edenlere cehennem ateşi vardır. Ölümlerine hükmedilmez ki
ölsünler, kendilerinden cehennem azabı da hafifletilmez. Biz her nankörü
işte böyle cezalandırırız.
37. Onlar orada: "Ey Rabbimiz!
Bizi çıkar da, yapageldiklerimizden farklı olarak sâlih amel işleyelim!"
diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: "Size düşünecek kimsenin
düşünebileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmişti. (Fakat
inanmadınız). Artık azabı tadınız! Zâlimlerin yardımcısı yoktur."
38. Şüphesiz ki Allah göklerin ve yerin gaybını bilendir. Şüphesiz ki O göğüslerin özünü bilendir.
39.
Sizi yeryüzünde halifeler yapan O'dur. Kim inkâr ederse, küfrü kendi
aleyhinedir. Kâfirlerin küfürleri Rableri katında ancak onlara gazabı
artırır. Kâfirlerin küfürleri onlara hüsrandan başka bir şeyi artırmaz.
40.
De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız ilâhlarınızı gördünüz mü?
Gösterin bana, onlar yeryüzünden hangi şeyi yaratmışlardır? Yoksa
onların göklerde bir ortaklıkları mı var? Yoksa biz onlara bir kitap
verdik de, ondaki bir delile mi dayanıyorlar? Hayır! O zâlimler
birbirlerine aldatmadan başka bir vaadde bulunmuyorlar."
41.
Şüphesiz ki Allah gökleri ve yeri, nizamları bozulmasın diye tutuyor.
Andolsun ki eğer nizamları bir bozulacak olursa, onları kendinden başka
kim tutabilir? Gerçekten O Halîm'dir, çok bağışlayıcıdır.
42.
Kendilerine uyarıcı bir peygamber gelirse, herhangi bir ümmetten daha
çok doğru yolda olacaklarına dair bütün güçleriyle yemin etmişlerdi.
Fakat onlara bir uyarıcı gelince, uzaklaşmalarından başka bir şeylerini
artırmadı.
43. Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötü tuzak
kurarak. Halbuki kötü tuzak ancak sahibine dolanır. Artık onlar
öncekilerin sünnetinden (onlara uygulanandan) başkasını mı
gözetliyorlar? Sen Allah'ın sünnetinde aslâ bir değişiklik bulamazsın ve
sen Allah'ın sünnetinde aslâ bir sapma da bulamazsın.
44.
Onlar kendilerinden öncekilerin âkibetlerinin nasıl olduğunu görmek için
yeryüzünde hiç gezip dolaşmadılar mı? Halbuki onlar, bunlardan daha
güçlü idiler. Ne göklerde ne de yerde Allah'ı âciz bırakacak bir güç
yoktur. O, her şeyi bilir ve çok güçlüdür.
45. Eğer Allah,
insanları kazandıkları sebebiyle hemen hesaba çekseydi, yeryüzünde
hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belli bir zamana kadar geciktirir.
Süreleri gelince, artık şüphesiz ki Allah kullarını görmektedir.
Fatır Suresi hakkında bilgi
Sure
adını, birinci ayette geçen "Fâtır" kelimesinden alır. Fatır, Allah'ın
sıfatlarından olup "ilk olarak yaratan" anlamına gelir. Bu sure "Melâike
suresi" diye de anılır. Fâtır, hamd ile başlayan beş sureden biridir.
45 ayettir. Mekke'de, Furkân Sûresinden sonra inmiştir. Mushaftaki resmi
sırası itibarıyla 35., iniş tarihine göre ise 42. suredir. Fâtır'ın
hemen hemen tamamı, Allah'ın eşsiz yaratıcılığını ve yeniden diriltici
gücünü ve aynı zamanda iradesini peygamberleri aracılığıyla izhar
etmesini konu almaktadır.
Surenin temel konuları
Tevhidin önemi,
Allah'ın varlığını, birliğini ve kudretini gösteren deliller,
Müşriklerin inançları,
Allah'ı inkâr edenlerin karşılaşacakları durumlar,
İnsanın yaratılışındaki hikmetler,
Tabiatla ilgili bazı yasalar,
Cennet ve cehennem tasvirleri.
Surenin temel mesajları
Allah'tan başka ilah yoktur.
Hz. Muhammed, insanlar için bir müjdeci ve uyarıcıdır.
Hz. Muhammed'e indirilen Kur'an, önceki kitapları tasdik eder.
Allah, sonsuz yaratma gücüne sahiptir. O, istediğini istediği şekilde yaratır ve rızık verir.
Evrende
işleyen ilahî bir yasa vardır. Tabiat olayları bu yasalar çerçevesinde
cereyan eder. Tatlı ve tuzlu suların birbirine karışmaması, ayın ve
güneşin hareketleri buna örnektir. İnsan, bunlardan ibret alıp Allah'a
inanmalıdır.
Allah'ın yasalarında değişme olmaz.
Allah'ın takdir ettiğine hiç kimse engel olamaz.
Melekleri, putları veya diğer bir takım varlıkları tanrı edinmek küfürdür. Onlara tapınmanın yararı yoktur.
Kıyamette de bir yararları olmayacak ve kendileriyle ilgili inançları reddedeceklerdir.
İnsanlar genellikle peygamberleri yalanlamışlardır.
Dünya hayatına aldanmamak gerekir. Allah'ın vaadi mutlaka gerçekleşecektir.
Şeytan insanın düşmanıdır. Şeytana karşı uyanık olmak gerekir.
İnkarcılar için şiddetli bir azap vardır.
Kötü
işleri kendilerine süslü gösterilen inkarcılar için üzülmemek gerekir.
Geçmişte de böyle olmuş, onlar cezalarını bulmuştur. Allah onların
yaptıklarını çok iyi bilmektedir.
Görenle görmeyen,
karanlıkla aydınlık, gölge ile sıcaklık, diri ile ölü nasıl bir olmazsa,
inananla inanmayan da bir olmaz. Allah, her ikisinin hak ettiğini
mutlaka verecektir.
Ancak Allah'tan korkan ve namaz kılanlar öğüt kabul eder.
Allah'tan gereği gibi korkanlar alimlerdir.
Rüzgar ve bulutlarla yağmur yağdırıp ölü toprağı dirilten Allah, ölüleri de diriltecektir.
Herkes Allah'a muhtaçtır, fakat o hiçbir şeye muhtaç değildir.
Herkes kendi yaptığından sorumludur. Kimse kimsenin günahını çekmez, çekemez.
Kur'an'ı
okuyanlar, namazlarını kılanlar ve Allah yolunda harcamada bulunanlar
için büyük kazanç vardır. Allah onları nimet dolu cennetlere koyacaktır.
İnkârcı nankörleri ise, azabının hafiflemeyeceği, ölümün de bulunmadığı
cehenneme atacak; onların oradaki pişmanlık yakarışları da fayda
etmeyecektir.
Allah'a verilen sözde durmak gerekir.
Kibirden
ve kötülüklerden uzaklaşılmalıdır. Geçmişte niceleri, inkâra ve
kötülüklere bulaştıkları için Allah'ın gazabına uğramışlardır. Bunlardan
ibret almak gerekir.
Allah, kötülüğe sapan toplumu yok edip onun yerine başka bir toplumu var eder.
Allah,
insanları yaptıkları yüzünden hemen cezalandırmaz; onlara tevbe
etmeleri için fırsat tanır. Zira böyle yapmayıp derhal cezalandırsaydı,
yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı.
Bismillahirrahmanirrahim ALLAHU TEÂLÂ razı olsun Âllahümme Salli Âla Seyyidina Muhammedin ve Âla Âli Seyyidina Muhammed Âllahümme Âmin Âmin Âmin ecmain
YanıtlaSil