GÖK KAPILARINI TİTRETEN DUA..(.İsmi Azam Duası)
BU DUAYI OKUYALIM,PAYLAŞALIM RABBİM YARDIM MELEKLERİNİ SEFERBER ETSİN..İNŞAALLAH..
" Ya Vedud! Ya Vedud! Ya Ze'l-arşi'l-mecîd! Ya Mübdi, Ya Mu'id! Ya
Fe'aalün lima yürid! Eselüke bi-nuri vechike'l-lezi mele'e erkane arşike
ve es'elüke bi-kudretike'l-leti kadderte biha halkake ve bi
rahmetike-lleti vesiat külle şeyin. La ilahe illa ente. Ya Muğis,
eğisni! Ya muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni! "
Mümin tâcirin duâsı bitmişti ki, çok garip
bir hâdise meydana gelir. Birden beyaz bir at üstünde yeşil elbiseli,
elinde de harbe olan bir süvâri peydâ oldu. Eşkıyâ şaşırmış, ne
yapacağını bilemez bir durumdaydı. Eşkıyâ, tâciri ve malları unuttu,
ortaya çıkan bu süvâriye saldırdı. Süvâri, bir darbe ile eşkıyayı yere
düşürdü.
Süvâri, tâcire dönerek: “Öldür bu eşkıyayı" dedi.
Mümin tâcir: "Ben hayatımda kimseyi öldürmedim, insan öldürmeyi hoş görmem. Beni bağışla."dedi.
Sonra süvâri, eşkıyâyı bir darbe ile öldürdü.
Tâcir sordu: “Sen kimsin?"
Süvâri: “Ben üçüncü kat gökte duran bir meleğim. Bu adamı öldürmeyi
Allah Teala bana nasip etti. Sen namazından sonra ellerini kaldırıp
duaya başladığında, gök kapılarının çalındığını duyduk, öyle şiddetle
çalınıyordu ki. Mühim bir hadisenin olduğunu anladık. İkinci defa dua
ettiğinde gök kapıları açıldı. Üçüncü defa dua ettiğinde, Allah Teala,
Cebrail Aleyhisselam'ı görevlendirdi.
Cebrail Aleyhisselam şöyle dedi:
‘Dua eden falan mümini kim kurtaracak"Ben talep ettim de
görevlendirdiler. Ey Allah Teala'nın mümin kulu! İyi bil ki! Senin
yaptığın bu duayı kim yaparsa Allah Teala onun sıkıntısını giderir, ona
yardım eder.”
Bu hadiseden sonra mümin tâcir, yola koyulur ve
Medine'ye varır. Soluğu Kâinatın Efendisi'nin huzurunda alır ve başından
geçen hadiseyi anlatır. Taciri dinleyen Kâinatın Efendisi(S.A.V) şöyle
buyurur:
"Muhakkak ki, Allah Teala sana Esma-ül Hüsna'yı telkin etmiş. O isimlerle Allah Teala'ya dua edilirse, istenen verilir.
KAYNAK: (İsm-i azam, “Ve ilahüküm ilahün vahid, la ilahe illa
hüverrahmanürrahim” âyeti ile “Allahü la ilahe illa hüvel hayyül kayyum”
âyeti içindedir.) [Tirmizi] [Bekara 162. ve Al-i İmran 2. âyetleridir.]
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder