Medineli Hacı Osman Akfırat Efendi (k.s)
Bakara sûresinin iki yüz elli beşinci âyetine denir. Âyet, bu ismi, içinde geçen "kürsî" kelimesinden almıştır. Âyet, Allah'ı tanıtmakta ve Allah'ın ism-i azamını (en yüce ismini) içermektedir (Dârimî; Fedâilü'l-Kur'ân, 14). Kur'ân'ın en yüce âyetidir. Peygamberimiz (a.s.) özellikle farz namazların arkasından, akşam, sabah ve yatağa yatınca bu âyetin okunmasını tavsiye etmiştir (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 2, V, 158; Dârimî, Fedâilü'l-Kur'ân, 14).
AYETEL KÜRSİ TÜRKÇE OKUNUŞU
“Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.
"Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yü-hîtûne bi'şey'in min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim."
اَللّٰهُ لَٓا
اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا
نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي
يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ
وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا
شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ
حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ
Rahmân ve rahîm olan Allah’ın adıyla.
"Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür."
Sohbet İçinden Alınmış ve Düzenlenmiştir. Allah
اَللّٰهُ لَٓا
اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا
نَوْمٌۜ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ مَنْ ذَا الَّذ۪ي
يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِه۪ۜ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ
وَمَا خَلْفَهُمْۚ وَلَا يُح۪يطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِه۪ٓ اِلَّا بِمَا
شَٓاءَۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ وَلَا يَؤُ۫دُهُ
حِفْظُهُمَاۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظ۪يمُ
Allahu
la ilahe illa huvel hayyul kayyum, la te'huzuhu sinetun ve la nevm,
lehu ma fis semavati ve ma fil ard, menzellezi yeşfeu indehu illa bi
iznih ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum, ve la yuhitune bi şey'in
min ilmihi illa bi ma şae, vesia kursiyyuhus semavati vel ard, ve la
yeuduhu hıfzuhuma ve huvel aliyyul azim.
Allah: O'ndan başka ilah yoktur. O,
sürekli diridir, koruyup gözetendir. O'nda ne bir dalgınlık olur ne
de O'nu bir uyku tutar. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. İzni
olmaksızın O'nun katında şefaatte bulunabilecek kimmiş? Onların
önlerinde ve arkalarında olan her şeyi bilir. Onlar, O'nun ilminden
ancak dilediği kadarını kavrayabilirler. O'nun egemenliği yeri ve göğü
kuşatmıştır. Bunları korumak O'na ağır gelmez. O, Çok Yüce ve Çok
Güçlü'dür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder